TED Meşale Dergisi 19. Sayı - Page 26

Çocuklarımıza baktığımız zaman daha çok onların gülümseyen yüzlerini mi, tatlı öfkelerini, kendini ifade etme krizlerini mi; yoksa bitmemiş ödevleri, yetişilmesi gereken kursu ya da bitmesi gereken tabağı mı görüyoruz? Hiçbiri diğerinden daha önemli ya da önemsiz değil. Ancak burada dikkat etmemiz gereken şey çocuklarımızla yaşarken ilişki odağımızın, daha çok hangisi ile yürüttüğümüzdür. Çocuğumuzun başarılı bir yetişkin olmasını istememizden daha normal bir talep olamaz. Ancak bunu başarmanın tek yolu onların “süper” yönlerini açığa çıkartacak ne varsa bulup buluşturmak, kaygı ve beklentilerimize bağlı kalarak şekillendirmek ve dış dünyadaki profesyonellerden alınacak sınırsız destek değildir. Unutmamak gerekir ki, her canlı ve cansız ona dış dünyadan gelen talebe bir direnç gösterir. Örneğin, okul konusunda çocuklarımız istediğimiz şekilde davranmıyor mu ya da okulda işler yolunda ama sık sık değişen kararları mı var? Sınava birkaç ay kala tıp okumak konusunda eğilim gösteren bir çocuk birden heykeltıraş olmaya mı karar verdi? Teknolojiye çok mu bağlı? Dünyada olup bitenler umurunda değil mi? Size sevgisini büyüdükçe daha az mı yansıtıyor? Bu ve benzeri sorular artırılabilir. DOSYA 23