sezgi-on okuma (Aug. 2015) - Page 8

Bu planı gerçekleştirirken hiç sorun yaşamamışlardı çünkü ikisinde de aynı ailedenlermiş gibi gözükmelerine neden olan o elfvari, orman perisi havası vardı. Bu, sarı saçları ve mavi gözleriyle birleşince oyunlarını inanılır kılmıştı. Russell’ın ailesinin, onların gerçekte melek olduklarından şüphelendiğini sanmıyordum, ben bile ikisinin kelebek kanatlarını görene dek tahmin edememiştim. “Çok eğlenceli, oldukça sevimliydi. Harika vakit geçirdim. Russell’ın kardeşi Scarlet aynı bizim gibi. Her an belaya davetiye çıkarmaya hazır,” derken Buns kurnazca beni gözlüyordu. “Russell da geldi mi?” diye sordum, yatakta daha dik oturup gözlerimi ovaladım. “Russell hâlâ ailesinin evinde. Brownie onunla kaldı. İyiler. Birkaç gün sonra, dersler başlamadan hemen önce dönecekler. Reed çağırdığı için ben erken geldim,” dedi azarlayan bir bakış atarak. “Çağırdı mı? O zaman Russell’la kalmalıydın. Sana ihtiyacı var. Ya ona bir şey olursa?” diye sordum. Russell hâlâ birkaç eyalet uzaktaydı, onu güvende tutacak sadece Brownie kaldığı gerçeği yüzünden huzurum kaçmıştı. Dövüşürken Brownie güçlü ve saldırgandı ama yine de endişelenmiştim çünkü Sürgün melekler daha saldırgandılar. “Hiçbir şey olmaz. İyiler. Öte yanda, sen değilsin. Reed yataktan dışarı adım atmadığını söyledi. Endişelenmiş,” derken yanıtı sertti, bana onu hayal kırıklığına uğratmışım gibi bakıyordu. “Yataktan çıkıyorum,” dedim kaşlarımı çatarak. En son ne zaman çıktığımı hatırlamaya çalıştım. Belki dündü ya da belki de değildi. “Sadece yorgunum,” diye savunmaya geçerek bitirdim. “Hayır, Reed seninle konuşmadığında yaptığın, o yardıma muhtaçlık şeyini yine yapıyorsun. Bir tane daha kaldırabileceğimi sanmıyorum, bu yüzden şimdi kalkıyorsun,” 12