sezgi-on okuma (Aug. 2015) - Page 20

Gülümsememeye çalışırken seksi dudaklarının kurnazca kıvrılışını izledim. Gülümsemediğimi fark ettiği için, “Seninle ilgilenmeme izin ver. Tek yapmak istediğim bu,” dedi. İç çektim. “Şu noktada yardım etmen için sana güvenmekten başka bir seçeneğim yok zaten ama kredi kartını almıyorum,” dedim son söz olarak. “Evie,” Reed’in ses tonu tatlı tatlı kandırıyordu. “Reed,” dedim inat ederek. Bana, “Cici baba nedir?” diye sordu Reed ve sonra yüzümün daha çok kızardığını gördüğünde kahkahayı bastı. “O kadar kötü ha?” “Evet, o kadar kötü. Ne zaman gidiyoruz, Buns?” diyerek konuyu yetim hayatımdan başka bir yöne çekmeyi denedim. “Onları arayıp düzenlemeleri yapacağım. İkinizin komplo kurmak için ne kadar zamana ihtiyacı var?” diye Zephyr ve Reed’e sordu Buns. “İki saat kadar. Bu akşama hazır oluruz,” diyerek Zephyr yanıtladı ve Reed de onayladı. “Yaşasın! Bu akşam gidebilir ve yarın sabah kahvaltıdan sonra yamaçlarda olabiliriz,” dedi neşeyle ve sonra telefonunu alıp hazırlıkları yapmak için saniyenin sekizde birinde odadan hızla ayrıldı. “Gidip valizimi hazırlayacağım,” derken yine heyecanla dehşet arası bir duygu hissediyordum. Saniyeler içinde, hızla odama gitmiştim. Böylece sadece heyecanlı olduğumu düşüneceklerdi. Odamda tek başımaydım. Bavulumu almak için dolabıma yürüdüm. Üst raftan aşağı çekerken bir bölümü gizlenmiş bir kutu da onunla beraber geldi. Kutuyu almak için yere diz çöktüğümde taş kesildim. Kapağına yusufçuklar işlenmiş ahşap bir kutuydu. Eşyalarımı getirdiklerinde biri onu odamdan almış olmalıydı. Ona uzanırken elim titriyordu. Ahşabın üzerine parmak ucum değdiğinde dokunu24