sezgi-on okuma (Aug. 2015) - Page 19

“Ama sana verdiğimde senin oluyor,” derken bana gülümsüyordu çünkü söylediğinin mantıklı olduğunu düşünmüştü. “Buns, sen onun parasını neden alamayacağımı anlıyorsun, değil mi?” Yardım arıyordum. “Hayır… Para işte.” Omzunu silkti ve artık bir yerlerde para bastıklarını düşünmeye başlıyordum. “Benim param var Reed ama teşekkür ederim,” dedim utanç içinde. “Evie birkaç bin doların var, para değil bu. Bu…” Utanç yüzünden daha da kızaran yüzümü saklamak için başımı eğdiğimi gördüğünde sesi kesildi. Evim satılıktı ama kimse ilgilenmiyordu çünkü önceki sahibi içinde vahşice katledilmişti. Eşyalarımızın çoğu kaldırılmış ve depoya konulmuştu. Bunun bedelini ev satıldığında Reed’e geri ödemem gerekiyordu. Ancak bana izin vereceğini sanmıyordum. Dayımın cenaze masrafları da büyük ihtimalle çok tutmuştu ama kimse bana ne kadar tuttuğunu ya da kimin ödediğini söylemiyordu. “Özür dilerim, yanlış bir şey mi söyledim?” diye sorarken Reed benimle göz göze gelmeye çalışıyordu. “Hayır… Sadece internet kumarına falan bakıp şansım yaver gidiyor mu görmem gerekiyor,” dedim çünkü para kazanmak için yapabileceğim pek bir şey yoktu. Alfred gibi katil bir meleğin ruhumu benden çalmayı aklına koymuş olması maaşlı bir işe girip orada kalma şansımı cidden mahvediyordu. “Evie, eğer senin daha iyi hissetmeni sağlayacaksa bunların hepsini borç sayabiliriz ve bana daha sonra geri ödeyebilirsin.” Çenemi kaldırıp gözlerimin içine baktı. Endişeli bir tonda, “Sana ne zaman geri ödeyebileceğim peki cici babacığım?” diye sordum. 23