sezgi-on okuma (Aug. 2015) - Page 18

birkaç saat kuzeyde beş yıldızlı bir tatil yeri var. Burada tatil için dolu olduklarını söylüyor ama biz bunun ne demek olduğunu biliyoruz.” Kahkaha attıktan sonra yine işine döndü. İlk Reed’in yüzüne baktım, sonra da Zephyr’in. İkisi de ne demek istediğini biliyormuş gibi görünüyorlardı. Aklım karışmış bir şekilde, “Pardon Buns, bu gidemiyoruz mu demek?” dedim. “Hayır tatlım, elbette değil. Bu sadece VIP’ler için gerçekten lüks süitleri var demek.” “Ya, biz VIP miyiz?” Cahil görünmemeye çalışıyordum. Bu bir şaka yapmışım gibi Zephyr’in gülmesine sebep oldu. Gözleri başka komik bir şey söylememi bekliyormuş gibi parlayarak bana bakıyordu. Buns da pis pis sırıtarak cevapladı. “Üzerine bastın. Reed ona bir tane kara kart al.” “Zaten aldım. Sadece kullanacağı bir yere henüz gitmedi.” Kuşku içinde, “Neden bahsediyorsunuz?” diye sordum. Sanırım ne söylediklerini biliyordum çünkü Buns’ı parayı kendi basıyormuş gibi kara kredi kartını kullanırken görmüştüm. “Senin için bir kartım var. Planlarıma göre yakın zamanda birbirimizden ayrılmıyoruz ancak onu taşıyabilir ve istediğin gibi kullanabilirsin,” dedi Reed ve ağzımın bir karış açıldığını gördüğünde kaşlarını çattı. “Ne dedim ki?” “Senin paranı alamam,” diye yanıtladım ve yüzünün kararışını izledim. “Neden alamazsın?” diye aklı karışarak sordu. “Çünkü doğru olmaz.” “Neden olmaz?” “Çünkü senin,” diyerek kaçamak yanıt verdim. Gerçekten de parasını almamın bütünüyle iğrenç olduğunu fark etmiyor muydu? 22