sezgi-on okuma (Aug. 2015) - Page 14

“Farklı türde mi?” diye sorarken kaşımı kaldırmıştım. Reed tutuşan ellerimizi inceledi. “Düşünmeme izin ver…” İç çekti. “Eh, coşku uzun zamandır tecrübe etmediğim bir duyguydu. Yeryüzüne geldiğimden beri tatmamıştım ve hiçbir zaman bu kadar yoğun olmamıştı,” dedikten sonra gülümseyerek başını salladı. “Coşku duymanı ne sağladı?” Güzel gülümsemesi kalbimi eritirken soluğum kesilmişti. “Bana hiçbir şeyi beni sevdiğin kadar sevemeyeceğini söylemen,” dedi yumuşak bir ses tonuyla. Yanaklarım mutlulukla kızarmıştı ve o devam ederken pür dikkat dinledim. “Ayrıca arzu da çok güçlü, daha etkili.” Anlayarak başımla onayladım çünkü ben de aynı bastırılamaz arzuyu paylaşıyordum. Devam ederken Reed’in gözleri karardı. “Eh, Güç melekleri genelde kıskançtır ama ben o duyguyu seni Russell’la izlemek zorunda kaldığım andaki kadar güçlü hissetmemiştim asla, gelecek seksen yıl boyunca seni benim diye çağırmak için beklemem gerekeceğini düşünmüştüm,” dedi çenesi kasılırken. “Bu kıskançlıktan öteydi, bu hüsrandı.” Gölün kenarını dönerken kolunu sıkma sırası bana gelmişti. “Ve sonra bir daha asla tatmak istemediğim bir duygu var. Onun adı ızdırap,” dedi ve adlandırırken birazcık kaşlarını çattı. “Bunu öleceğini düşündüğümde hissetmiştim.” Aniden nefes alıp vermekte güçlük çekmeye başlamıştım ve kalbimin atışlarını yavaşlatmak için birkaç defa derin derin nefes alıp vermem gerekti. Russell’ı kurtarmak için ruhumdan vazgeçmeyi denediğimde Reed’i derinden yaralamıştım. Bu, onda henüz iyileşmeyen bir iz bırakmıştı. Neden yaptığımı anladığına inanıyordum, ruh eşimin Sürgün meleklerce paramparça edilmesine göz yumamazdım ama kalbin ve aklın nasıl farklı olabileceğini de bili18