Natura May - June 2013 | Page 36

Projeler/Projects: Türkmenbaşı/Turkmenbaşy PROJE HAZAR DENİZİ’NİN DOĞU KIYISINDA KONUMLU TÜRKMENBAŞI’NIN AVAZA BÖLGESİ İÇİN, TURİZM BÖLGE MASTERPLANI KAPSAMINDA TASARLANDI. THE CONGRESS CENTER IS PLANNED AS PART OF THE ECONOMIC INVESTMENT IN THE AWAZA TOURISM REGION IN AWAZA, TURKMENBAŞY, ON THE EAST COAST OF THE CASPIAN SEA. T ürkmenistan, küresel enerji krizinin yaşandığı şu dönemde batılı devletlerin gözünü diktiği zengin doğalgaz kaynaklarıyla sık sık gündeme gelen bir ül ke. 1991 yılında S.S.C.B. egemenliğinden çıkarak bağımsızlığını ilan eden 5.5 milyonluk ülkede, son dönemde yabancıların sınırdan giriş çıkışını daha sıkı denetleyen yönetim, Türkmenistan’ın dış dünyayla bağlantısını daha da kopuk hale getirdi. İktidardaki partinin katı yönetimi altındaki Türkmenistan’da tarihten gelen ‘beyaz kent’ imajını yaşatmak adına yeni inşa edilen binaların beyaz mermer ile kaplanması zorunlu tutuluyor. Son yıllarda ülke çapında hız kazanan inşaat faaliyetlerinde ihtiyaç duyulan mermer ise Türkiye ve Çin başta olmak üzere yurtdışından ithal ediliyor. Yönetimde yetki sahibi figürlerin hangi binanın nereye ve nasıl inşa edileceğine karar verdiği bu mimarlık ve kent ortamına, bir de talep edilen kitsch formlar ekleniyor. Ortaçağ İslam Mimarisine ithaf edilen kubbe, kule, sütunlar gibi birtakım mimari biçimlerin, günümüz yapı malzeme ve teknolojisiyle - kentlerin merkez ve çeper kısımlarında - yeniden ele alındığı bir garip yapılaşma ortaya çıkıyor. Türkmenistan’ın Balkan vilayetinin batı kıyısında konumlu 70.000 nüfuslu Türkmenbaşı kenti, ilk kez Kızılsu adıyla 19. yüzyılın son çeyreğinde kuruldu. Türkmenbaşı Körfezi’ne dökülen akarsuyun kentin kırmızı toprağından biriktirdiği alüvyonlar ile aldığı renk bu isme ilham vermiş. Rusların 19. yüzyıl sonlarında Türkmenistan’a ilk nüfuz ettikleri yerleşim yeri olan Türkmenbaşı’nın ismi, Sovyet dönemde Rusça Kızılsu anlamına gelen Krasnovodsk olarak değiştirildi; 1991’den sonra ise Türkmenbaşı olarak anılmaya başlandı. 36 NATURA • MAYIS - HAZİRAN 2013 / MAY - JUNE 2013 T urkmenistan is a country that is primarily known for its closed society and rich natural gas sources. A product of the breakup of the Soviet Union in 1991, its 5.5 million population is strictly controlled by a central government that today has isolated itself largely from the rest of the world. The architecture and built environment lacking any pedigree beyond Stalinist era blocks are also stringently governed by the current political regime who seem to favor an eclectic combination of kitsch neo-classic architecture combined with Turkmen iconography. White marble mostly from Turkey and China is the most popular cladding material in the many white public buildings and monuments being built all over the country with oil money. As a result, a kind of surreal urban panorama has been produced, where these white marble buildings constructed in both urban and rural locations using a common system of contemporary materials and construction techniques are integrated with Turkmenistan’s cultural heritage from it’s medieval Islamic architectural monuments such as domes, towers and columns. It has to be noted that this overwrought quasi state architecture stands in stark contrast to the