INmagazine Sayı 11 - Page 26

GÖRÜŞ 24 sının (3,5 milyar insan) gelirine sahip. Gelir dağılımındaki uçurum, zenginleri, duvarlarını kendilerinin ördüğü ve adına şehir dedikleri hapishanelerde yaşamaya mahkûm etti, haberleri yok! Belki Kolombiya’da silahlar sustu ama dünyanın dört bir tarafında iç savaşların finansmanı yapılıyor! Yani siyah taşlar kendi kuralları ile oyunu oynamaya devam ediyorlar. Ama strateji enerjiden gıdaya yöneldi! 1950’lerde oyun tahtasında yer alan gıda ve tohum bugünlerde geri dönüş yapmaya başladı. Örneğin ülkemizdeki tavukçuluk sektöründe iflaslar arka arkaya geliyor. Neden? Çünkü bu şirketlere civcivi uluslararası şirketler veriyor. Sektörün ana girdisi yem ise GDO’lu ürünlerden oluşuyor ve tabii ki bunlar da uluslararası şirketlerden temin ediliyor. Sektör iğneden ipliğe bu şirketlere bağımlı hale getirilmiş durumda. Kuralları da doğal olarak onlar koyuyor. Hani neredeyse izin almadan tuvalete bile gidemeyecek duruma geldiler. Siyah taşların hamlesini beyazlar göremedi ne yazık ki! Hani CIA’i bile yöneten gizli el vardı ŞİBUMİ’de; Moskova’da geçici ve zorunlu ikamet etmek durumunda kalan ABD’nin Ulusal Güvenlik Ajansı eski çalışanı Edward Snowden sistemin nasıl çalıştığını belgelerle ortaya koymuştu. Guardian gazetesi bunları herkesin anlayabileceği yalınlıkta yayımladı. Stratejiyi doğru okumak için bunun ucuna Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi beş daimi üyesi olan ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’in 2 trilyon dolarlık silah pazarının en önde gelen üreticileri olduğunu da iliştirmek lazım. GO ve siyah taşlar birbirlerine “etik ve ahlaki” derinlikte ters düşüyordu. GO 4000 yıllık sürdürülebilirliğin ana kaynağını, oyun kurallarını etik ve ahlaki bir düzlemi temsil eden oyun tahtasına resmetmişti. Siyah taşların yaptığı ise “ben bunu beğenmedim” diyerek tahtanın rengini değiştirmeye kalkışmasıydı. Ancak, siyah taşların doğallığını beğenmediği oyun tahtası, ekolojik dengenin bu yüzden tahrip olduğunu ve kendini yenileme gücünün sonuna geldiğini haber veriyor. Sel baskınları, çamur dağlarının yüzlerce insanı göçükler al- “YAPAY ZEKA GÜNÜN BIRINDE GO OYUNCULARINA YENEBILECEK DÜZEYE GELEBILIR; ANCAK BIR GO OYUNU YARATABILECEK VE BUNDAN ZEVK ALABILECEK DÜZEYE GELIRSE INSAN OLMUŞ DEMEKTIR. VE ARTIK HER INSAN GIBI ONLARIN DA INSANSI HATALAR YAPMAYA BAŞLAMALARI GEREKIR” tında bırakması, bu yüzden çıkan salgın hastalıklar, kuruyan topraklarda yetişmeyen ekinler ve bunun sonucu açlık, sefalet ve yoksulluk, delinen ozon ve iklim değişikliğinin içinden geçiyoruz. Göz ucuyla içilebilir nitelikteki suya erişemeyen insan sayısının 2 milyara doğru tırmandığını görüyoruz. Bu felaketler nedeniyle evini barkını terk ederek “mülteci” statüsünde yaşamak zorunda bırakılanların sayısının tüm dünyada Türkiye’nin nüfusuna eriştiğine tanık oluyoruz. Belki siyah taşların hamleleri ile sendeliyor, yere kapaklanıyor ama üstümüzü başımızı silkeleyerek yolumuza devam etmekle ilgili inancımızı “sahip olduğumuz beyaz taşlarla” bir şekilde koruyorduk. Ne de olsa GO 4000 yıl boyunca neler neler görmüş, geçirmiş ve bizi bugünlere getirmişti. Bu zaman zarfı içinde ne krallar, imparatorlar, diktatörler tarih sahnesine çıkmış ama insanlığın temel değerlerini hiçbiri elinden almayı başaramamıştı. Çünkü GO bir strateji oyunuydu ve siyahların olduğu kadar beyaz taşları da kendi stratejilerini oyun alanına sürebilecekleri bir kurgu vardı. BİR BİLGİSAYAR GO GİBİ BİR OYUN YARATABİLİR Mİ? Ta ki 23 Mayıs 2017’ye kadar! Çünkü Google’ın geliştirdiği DeepMind bilgisayarı AlphaGO ile dünya profesyonel GO şampiyonu Ke Jie’yi yendi! Belki Jie’nin kendisi bir “siyah taş” değildi… Belki de “beyaz taşların onur mücadelesini” veren gönderdeki son bayraklardan birini temsil ediyordu. Ama yapay zekave insan arasındaki itişip kakışmaların neticesinde “ben artık oyundayım” mesajını veren bir başka olgu vardı karşımızda artık. Gökteki yıldızların sayısına yakın hamle olasılıklarını saniyeler içinde gören, değerlendiren ve karşı tarafı alt etmek için strateji kurgulayan bir yapay zeka, insan nesline günün birinde bizim bugün ağaçlara reva gördüğümüz muameleyi benimser ve bizi “fazlalık” olarak görürse ne olacak? İroni, günün birinde kendisini bu gezegene “yararlı” görmediği için ortadan kalkması söz konusu olan “insan beyninin” bu işi yapacak olan yapay zekayı geliştirmiş olması mı, yoksa içimizdeki şeytanın kendine GO adında yeni bir oyun mu icat ettiği! Ya da talihsizlik zaten oyunun başında siyah taşların beyazlardan bir fazla olması ve oyuna başlama önceliğini almış olması mı? Bir teselli olabilir mi bilmiyorum ama ODTÜ GO topluluğundan yaptığım alıntıda şöyle bir not daha var: “Belki bilgisayar programcıları bilgisayara bir ruh vermeyi başarır ya da insanı alt edecek başka bir yol bulurlar. Çözüm ne olursa olsun ‘GO Sorunsalı’nın gösterdiği en hayret uyandırıcı şey insanlığın böyle bir oyunu yaratma kabiliyetidir. Yapay zeka günün birinde GO oyuncularını yenebilecek düzeye gelebilir; ancak bir GO oyunu yaratabilecek ve bundan zevk alabilecek düzeye gelirse insan olmuş demektir. Ve artık her insan gibi onların da insansı hatalar yapmaya başlamaları gerekir.” 4000 yıllık tarihin son sayfasına böyle not düşülecek herhalde. 4 GÖ R Ü Ş 24 sının (3,5 milyar insan) gelirine sahip. Gelir dağılımındaki uçurum, zenginle- ri, duvarlarını kendilerinin ördüğü ve adına şehir dedikleri hapishanelerde yaşamaya mahkûm etti, haberleri yok! Belki Kolombiya’da silahlar sustu ama dünyanın dört bir tarafında iç savaşların finansmanı yapılıyor! Yani siyah taşlar kendi kuralları ile oyunu oynamaya de- vam ediyorlar. Ama strateji enerjiden gı ^XHp훙[HBNML8&[\H][Z\,[HY\[[,YHH[HY\H\H0훰1gžX\X^XHqgY1,K0圛q'[0[Z^ZB]Z[ZZ0휰HY\\\H\B^XH[^[܋Y[°H1g\]\H]]H[\\\\,Bg\]\\^[܋Z0휰[H\\BY[H\H&[H0\[qg^[܈BXZHH[\H[\\\\,H1g\]\B[[Z[Y[^[܋Z0휈q'ۙY[\q'BH1g\]\Hq',[[1,H[H]\[ZqgKB[YK\[\,HH'[\Zۛ\]^[܋[H\Y^\H^[[XY[][]H[HY[Y^YXZ\[XH[ B[\^XZqg\,[[[\[H^X^\휙[YYHHX^,ZHB[HPx&ZH[Hp훙][^H[\1,Bg,Sq,8&YN[ݘx&YHpXHHB[HZ[Y]]YZ\[][H[[P8&[[[\[[ZZ[,H\H0KB1,qg[,HY\ۛ[\[Z[\,[[1,qg1,q',[,H[[\Hܝ^XH[]qgKX\X[^]\H[\,H\\[[B^XX[Xq'HX[1,[1,ZHX^q,[[Y1,KKBZ^ZH'ܝHZp[[[X[B\qgZqgZ[]\[Zۜ^ZHqg™Z[ZH0Y\H[P 1,[\K[K\XHH0[&Z[ [[ۈ\1,Z[Z^\,[,[[0훙H[[0]X[\HKB'[HH[qg\YZ^,[KH^XZqg\\\\[H8']ZBZZx'H\[ZH\01g[ܙK q,[1,Z0X[\q'[[H^KBq',[,K][\[\,[,H]ZHZZH\0[ZH[\[Y[][Z\,[H\BY]ZqgK^XZqg\,[X\1,q',H\H8'[[Hq'[YY[x'H^Y\ZZ[,[[[Hq'qg\Y^YH[,qgX\,^Y1,K[Z^XZqg\,['[1,q',[,Hq'[BYYq'H][Z\,KZښZ[[[Hp[Z\q'[HH[[BY[[[YH۝[H[q'[BX\\^[܋[\,[\,K0[]\q'\,[,[p\H[[,H\[ B'PTVHRHTSHUSSTSHQSPSPR‘0VQHSPSTSRTUSHPTUPSPR•HSSUSPSPR0VQHSTHSSUqgSQRTHTRTSSPHӓTSHSSBUSTPTPVPHqgSPSTHTRT'B1,[H,\ZX\,KHp[0,Z[[,[\[1,Z\\^X[Z\HY]qgBY^Y[Z[\H[[۝XHp1,ZY[]H[[Z[[[ޛۈBZ[Hq'qgZq'[[p[[p^[ܝ^히X^[Hp[X[\][ZZH^XH\KBg[Y^Y[[[^q,\,[,[ Z[X\H'BH1,\X[1,q',[,H휰[ܝ^H[Z] B\Y[^[H][H\,[,H\Y\Z¸'pXx'H]0HXqg[XZܝ[B,\Z,[[\,[^q,\,[,[0H0XYB0^Yx&[[\[H\qgq'[H[,Z›^[ܝ^[H^XZqg\,[[[[\H[H[KB^[܋Y\H\Z[,^[܈[XH00pqg,[q,^,H[[^Y\Z[[]^H][B]YZH[[H[[,[q,^,H8'Z\q'KB]^^X^qg\x'H\1gZ[Hܝ^[܋BZˈHHH q,[][B[\[\휛p1gp\ZqgH^HKB\H]\ZqgKH[X[\,Hp[BHHܘ[\[\\]ܛ\Z]0휛\\ZZ\[H0,Zq,qg[XH[[1,q',[[Y[q'\\[Hpؚ\H[[[[X^q,Bqg\[X[q,qg1,K\]ZH][^YHHKBXZ\,[q'HY\^X^qg\,HB[H]Z[\[H][[[,[HXKBXZ\H\\H\1,K,,,VPT,,,USPTUP,1,q,•HH X^q,\ M&^YHY\H0x&q,[[qg\q'HY\Z[[\KBX\,H[Q[H0XHٙ\[ۙ[±g[\^[۝HHYx&^ZHY[HH[HYx&[[[\H\8'^XZqg'Hq'[x)[BH8'^X^qg\,[۝\pY[\[x'B\[훙\ZHۈ^\Z\[KB[H[\[Y^[ܙK[XHX\^HZ]B[[\\,[ZH]qg\Z,qgX[\,[KBX\[H8'[\1,Z][^q,[x'HY\KB,[,H\[\qgHH\1,H\g,[q,^BH\1,ZˈZHq,[1,^\,[^q,\,[HXKB,[[[H\,[1,Z\,[,H[^Y[\p[B휙[q'\[\[H\g,H\Y,H[]YZp[]ZH\[^X[\X\^BZK[[\[H\[H^[BYq'p\H]H휙01'p]XKBY[^ZH[[\\H^H8'^[1,Z'H\Z™휰HHXZ±,ۚK\[H[\[HHKBY[H8'X\\1,x'H휛YYq'Hp[ܝKB[[X\,H히۝\H[8'[[^[[['HHqgHX\XZ[X\^BZ^q,H[qg\ZqgX\,Hq,K[Bp[Z^ZH1g^][,[[[HY1,[BHY[H\][]HX]]q'HHXHB[Z^Z][][[qg,[H^XZqg\,[^X^\[\^HX\,BH][Hqg[XH0훘[q'[H[q,qg BX\,Hq,O\\[HX[\ZH[Z^[ܝ[H[XB0[q'[[X\1,q',[H[1,[B1,YH1g[H\ZH\'[H[\^X\ܘ[X,[\,H[\KBX\H\Z\Y^ZHqg\,\XHH[KB,H[YXZqgH\[[\\0BHH\H[8&ܝ[[1,x&[,[\q'H[^\]^X[1,\,X,H1g^H[B[1,q',[[H\][HX\]XHXKB^Y]Y\X\^HZH\[H›][[\,[,HY[X[XZ0^YHKBX[\[Z\][HX\]X[KBZH[[][X[XZ0^YB[\H[[]qg[YZ\H\1,Zš\[[XHۛ\,[H[[,H][\X\X^XHqg[X[\,H\Z\'B q,[1,Z\Z[ۈ^Y\,[H[B01gXZ\[K