INmagazine Sayı 11 - Page 17

anılıyor. Haziran ayında Maryland ve District of Columbia başsavcıları, ABD Başkanı Trump’ın anayasada yer alan yolsuzluk karşıtı maddeleri ihlal ettiği iddiasıyla soruşturma başlattı. The Washington Post’un haberine göre, Trump’ın kişisel şirket işleriyle hükümet işlerini bir arada yürütmesi yeni soruşturma dosyasının teme- lini oluşturdu. Savcıların, Trump’ın otellerine giren yabancı para kaynaklarını inceleme altı- na aldıkları da biliniyor. ABD Başkanı, göreve gelmeden kısa bir süre önce “çıkar çatışması” riski nedeniyle bütün işlerini oğullarına devret- tiğini açıklamıştı. Ancak soruşturmayı yürüten savcılar bunun gerçek olmadığını ve Trump’ın şirket işlerinde hâlâ söz sahibi olduğunu öne sürdüler. Ayrıca yolsuzluk kimi zaman -ironik olarak- muhalifleri veya rakipleri sindirmek için bir araç olarak da kullanılabiliyor. Kuzey Kore bu konuda oldukça sabıkalı bir ülke. Devlet Baş- kanı Kim Jong-un eniştesi ve ülke yönetimin- deki en güçlü isimlerden Jang Sung-taek böyle bir yolsuzluk suçlamasıyla görevden alınmış ve idam edilmişti. “Devlet aleyhine faaliyetlerde bulunacak gruplaşmalara gitmek, yolsuzluk ve hovardalık ile madde bağımlılığı gibi kötü dav- ranışlarından” dolayı suçlanan Sung-taek Çin ile ilişkilerde kilit rol oynuyordu. Bazı kaynak- lar Kuzey Kore lideri Kim Jong-il’in kız kardeşi ile evli olan Jang’ı, perde arkasındaki asıl lider olarak görüyordu. NE ÖNEMLİ, NE DEĞİL? Peki medyanın bu konuda bir günahı var mı? ABD’deki 1969 seçimleri öncesinde or- taya çıkmış bir iletişim teorisi olan “Gündem Belirleme” (Agenda-Setting), oldukça büyük tartışmalara sebep olmuştu. Max McCombs ve Donald Shaw tarafından tasarlanan teori “Toplumun ne hakkında düşüneceğinin ve neyi önemli olarak algılayacağının kitle ileti- şim araçları tarafından nasıl belirlendiğini” inceliyor. Teori özet olarak Bernard Cohen’in “Medya çoğu zaman ne düşüneceğimizi de- ğil, şaşırtıcı bir şekilde ne hakkında düşüne- ceğimizi söylemekte başarılıdır” sözüyle açık- lanır. Yani bu teoriye göre yolsuzluğun birincil bir sorun olarak görülmemesi ve toplumun baş- ka şeylere daha duyarlı olması veya duyarlıy- mış gibi görünmesinde medyanın payı çok büyük olabilir. Diğer yandan zaten totaliter rejimlerde sorgusuz bir kabulleniş söz konu- su olduğundan yolsuzluğa karşı bir duruşun ortaya çıkmaması şaşırtıcı olmaz. 15 TOTALITER, SORGULANMAYAN, DENETLENMEYEN BIR LIDERLIĞIN ETIK YÖNETIMINI DOĞRU BIR ŞEKILDE KURMASI VE YÖNETMESI NEREDEYSE IMKANSIZDIR. DÜNYA TARIHI BUNUN ÖRNEKLERIYLE DOLU DEĞIL MI? Bunu kurumsal hayat temelinde düşünürsek etik kültürün de şirketin������������������������� yönetim sistemiyle iliş- ����� kili olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Etik bir liderin rehberlik ettiği çalışma ortamı, etik değerleri ve iş ortamını da bu doğrultuda besleyecektir. Bir organizasyonda etiğe uygun kültürün kurulması etik liderlik ile başlar. Güç- lü ve kararlı liderlik olmaksızın, etik kültürünün kurumda hakim kılınması imkansıza yakındır. Üstelik her girişim de başarısızlığa mahkum olacaktır. Liderlik bir kurumda etik kültürünü yerleştir- mek ve yaymak için çok önemli olsa da, asla yeterli değildir. Hele totaliter, sorgulanmayan, denetlenmeyen bir liderliğin etik yönetimini doğru bir şekilde kurması ve yönetmesi im- kansızdır. Bu anlamda etiği bir organizasyo- nun faaliyetinin ve kültürünün parçası yap- mak için, etik yönetiminin her zaman yeterli kaynaklara sahip olması ve sınırlarını aştığın- da liderlerin de dizginlenebileceği yönetim yapıları kurması gerekmektedir. Kısacası, de- mokrasisiz bir yapı veya kurum, yolsuzluğun dibini illa ki görecektir… 4