Beşiktaş Belediyesi Dergisi - Page 57

Metin Erksan önce bir düşünür, sonra da bir sinemacı-yönetmendir. Yönetmenler vardır stilleriyle ve özgünlükleriyle varolurlar sinemada; yönetmenler vardır anlattıkları konulara göre sosyal,siyasal vb. etiketlerle yaftalanırlar. Bir de Metin Erksan gibi yönetmenler vardır ki,öncelikle onları düşünür saymak gerekir. Hayatın her alanında kafa yorarken, o alana ait akademisyenlerle tatışacak kadar o konuya hakim insan ve sanatçı bulmak da pek nasip olmaz her ülkeye, üstelik bu düşünür sinema alanında faaliyet gösteriyorsa...Türkiye insanı ve Türk sineması bu yönden şanslıdır ve her ülkeye nasip olmayacak Metin Erksan gibi bir büyük dehaya sahiptir. Metin Erksan’ı Türk sinemasının ilk “auteur” - yaratıcı yönetmeni saymak gerekir öncelikle. Daha ilk filmlerinden itibaren hem kurulu düzeni ve hem de kurulu düzenden beslenen sinema tacirlerini rahatsız etmiştir yaptığı her iş. İnatla algı alışkanlıklarını zorlayan -ki sanatın en önemli işlevlerinden biridir bence- sıradan tüketici izleme alışkanlığını zedeleyen, bir tarzla filmler üreten Erksan’ın, neredeyse her filmi çok değişik tepkilerle karşılaşmıştır. “Sosyal konuların filmi olmaz” derken, sosyal konular içinde insanı merkeze alarak anlatır derdini Erksan. Derdi insandır aslında, Anadolu insanının değerlerini hiç yatsımadan temel meselelere insan merkezli yaklaşarak bakar. “Yılanların Öcü” filminde toprak mülkiyetini ele alırken kadın erkek ve sosyal sınıf çelişkisinin de inceden inceye altını çizer. “Susuz Yaz” da ,elle tutulamayan suyun mülkiyetidir konu ve yine su çevresinde Anadolu’nun bin yıllık ezen-ezilen draması vardır... Sadece anlatım konuları değil anlatım biçimi ve ustalığı da çok önemlidir Metin Erksan eserlerinde... Her şeyden önce o, bir mizansen ustasıdır. Zaman zaman yaptığı ticari filmlerde bile mizansen ustalığı hemen göze çarpar. Resim izleme zevkiyle bile izlenebilir bu ticari filmler “Susuz Yaz” filminin özgünlüğü ve güçlü etkisi uluslararası sinema dünyasının da gözünden kaçmaz ve onu Berlin’de “Altın Ayı” ile ödüllendirirler. Ödül önemli değildir Erksan için, çoğu ödülleri reddettiği de bilinir, başı dik alnı açık, onurlu ve biraz da kibirli bir sanatçıdır o. Anlaşılması zor, geçinmesi zor ama, bir o kadar da yanında bulunan herkesin engin bilgi deryasından nasiplendiği bir ustadır. Gerçe k bir usta... Tutku temel takıntısı gibi gözükür, kara sevda bir Anadolu masalıdır aslında. Metin Erksan’ı ülkesine ve dünyaya tanıtan, yerelliğinden, kendi kültüründen aldığı güçtür. “Kuyu” filminde sıra, bir kadının bir erkek tarafından “mal” edilişinin anlatımındadır ve aynı zamanda kadının kendi özgürlüğü için varoluş savaşının da çok trajik öyküsüdür. Kuran-ı Kerim’den kadınlarla ilgili yazılmış bir ayetle başlar filme Türk sinemasının ilk “auteur” yönetmeni B+ SONBAHAR 57