Beşiktaş Belediyesi Dergisi - Page 54

Barış Doğrusöz ve Didem Pekün Tülay German ve Erdem Buri Barış Bey siz pro eye nasıl dahil oldunuz Sizi çeken ne oldu Barış Doğrusöz 2008 yazında yeni tanıştığımızda kişisel projelerimizi paylaşıyorduk, Didem bir yıldan beri bu projeyi hazırlamaktaydı, heyecanlı bir şekilde bana Tülay German’ın müziklerini, kitabı “Düşmemiş Bir Uçağın Kara Kutusu”ndan alıntılarla projesini sunuyordu. Bir akşam Fransız Televizyon Arşivi INA ve Kalan Müzik’in sahibi Hasan Saltık’tan elde ettiği arşivleri izlettirdi. Çok etkilendim, arşivin gücü beni benden aldı. Bir şekilde zaman tüneli açılmıştı ve ilişkiler çarpışıyordu kafamda. Bir yandan bugün 30 yaşlarında bir genç kadın, öbür taraftan saygın ve dolu yaşanmış bir hayata sahip olan Tülay Hanım, değişik jenerasyonlar, değişik siyasi konjonktürler ve bellek kaybından endişelenmeyen bir ortamda yaşarken... Çok heyecan verici ve çağdaş bir projeye katılmaya pek direnemedim. Siz de ransa da yaşadınız ancak farklı bir kuşak olarak Buna rağmen kendi yaşamınıza dair paralellikler kurabildiniz mi Ben göç yaşamış gibi hissetmiyorum, çünkü orada temellerim oluştu, 1980’lerin ve Mitterrand’ın Fransasında büyüdüm. O dönem sosyal gelişmeler için çok öncü bir ülke, kıskanacak kadar. Ve tabii bugün göçmenlik ve mülteci açısından baktığımızda, hukuk devletini durmadan geliştirmek için çok aktif bir yer hâlâ. Türkiye üzerinden bir paralellik kurmak zor, tabii ki birinci şahıstan düşünürsek. Ama hafıza besleniyor durmadan, Fransa’da veya herhangi ülkede yabancı uyruklu olmak çok zor. Becerikli ve iyi satranç oyuncusu olmak lazım. Filmde, Tülay Hanım, “Aksanınızı kaybetmek için çalışıyor musunuz?” sorusuna, bence çok güzel ve heyecanlı bir şekilde cevap veriyor “Evet, evet, sizin gibi konuşmak istiyorum, herkes gibi...” Yeni pro eleriniz neler Malzeme sıkıntısı çektiğinizi biliyoruz kur uda monta da zorlandınız mı Kabul etmek lazım ki, inanılmaz bir durumdaydık, arşiv zaten çok azdı ve Tülay Hanım’ın bir şekilde filmde gözükmek istememesi saygı duyduğumuz nedenlerden hareket alanımızı çok daralttı. Fakat baştan beri ve diğer işlerimizdeki gibi, çok basit ve dominant imaj rejiminin anlatımlarından kaçındık her zaman. Daha serbest bir şekilde denemek istediğimiz yeni formları araştırmış ve yaratmış olduk kendimizce. “Essay” film yaptık kısacası. İki senedir ve bu filmden sonra, video çalışmalarımı arşiv kullanımıyla yoğunlaştırdım. Fransız Devlet Televizyonu’nun arşivlerine girdim ve değişik indeksler üzerinden Türkiye 1980’den bugüne hakkında çıkan televizyon haber bültenlerini taramaktayım ve o arşivlerle dokular ve “pattern”ler çıkartmakla uğraşıyorum. B+ ilmin en sürpriz kısmı kendi sesiyle kitabından bölümler okuması Bunu nasıl erçekleştirdiniz Hasan Saltık sihirli değneği dokundu. O gece unutulmazdı, Paris’teki son gecemizdi, çok zor koşullarda gelmiştik O gece yanımızda getirdiğimiz tarayıcının başında fotoğraflar, afişler ve plakları dijitalleştiriyorduk. Bir ara Didem’in telefonu çaldı; Tülay Hanım arıyordu. “Atlayın gelin” demiş, “Neyi okumamı istiyorsanız bu gece yapalım” demiş. Hemen notları toparlayıp, ses ekipmanımızı kapıp gittik. Ondan sonra odasına yerleştik, sahne öncesi gibi bir viski rica etti ve Didem’in seçtiği bölümleri okumaya başladı. Heyecanımızı zor kontrol ediyorduk, ilk paragrafı okuduktan sonra, bizden ses çıkmıyordu. Tülay Hanım bize bakıp “Nasıldı?” diye sordu, hâlâ dinliyorduk seyirci gibi, ancak o fark etti durumu ve, “Çocuklar, art direction yapın” dedi. O şekilde kendimi H\^q,\ ]H,^[\XH\\[[\\,[H0^H\X[&q,[\[H^Y]Z˂\Z\\,H۝[\[H\ܙ]MӐRT