Beşiktaş Belediyesi Dergisi - Page 24

Sabrın sonu selamet Son Yaz Oyunları’nın en fazla ilgi çeken konularından biri de voleybol ve basketbol kadın takımlarının Londra seferleriydi. Evet, belki de birçokları onları Olimpiyat sayesinde keşfetse de aslında on yıllık bir planlama meyvelerini vermişti. 2003 Avrupa Şampiyonası’na evsahipliği yapan Türkiye, finale kadar yükselmiş, finalde ise Polonya’ya 3-0 yenilmişti. O turnuva, aslında Londra’daki başarının tohumlarının atıldığı organizasyondu. O takımda görev yapanlardan Gülden Kayalar, Neslihan Darnel ve Esra Gümüş, Olimpiyat’ın yolunu tutmuştu. 2003’e kadar, en son 1995’te bir Avrupa Şampiyonası’nda mücadele eden Türkiye, o tarihten sonra ise iki yılda bir düzenlenen bu organizasyonda yer almaya başladı. Her ne kadar 2003 ile 2011 yılları arasında kalan üç turnuvada da yarı finale kalamasak da oyuncuların elde ettikleri tecrübenin meyvelerini geçen yıl İtalya ve Sırbistan’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda aldık. O turnuvada, çeyrek finalde Rusya gibi dünyanın en güçlü ülkelerinden birini set vermeden yenmek, üçüncülük maçında da setlerde 2-1 yenikken, geriden gelip İtalya’yı 3-2 mağlup ederek Avrupa üçüncüsü olmak kadın voleybolumuzun geldiği noktayı göstermesi açısından önemli örnekleri oluşturuyor. Geçen yıl eylül ayında Avrupa Şampiyonası’nda başlayan ivme, bu yaz Dünya Grand Pri ’inde de devam etti. Farklı bir formatta dünyanın dört bir yanında oynanan bu organizasyonda, önce final grubuna kalan Türkiye, Olimpiyat finalini oynayan Birleşik Devletler ve Brezilya’nın ardından üçüncü sırada yer aldı. Kadın voleybolundaki gelişme sadece üstyapıda değil altyapıda da kendi gösteriyor. Ağustos ayı içerisinde Genç Kız Voleybol Milli Takımı, Ankara’da düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda finalde Sırbistan’ı set vermeden yenerek şampiyon oldu. Yıldızlar seviyesinde de Türkiye, kadınlar voleybolunda en üst düzeyde. Bunu anlamak için 2007 yılına gitmek gerekli. O Yıl Meksika’da düzenlenen Dünya Yıldız Kızlar Voleybol Turnuvası’nda mücadele eden Türkiye, finale kadar yükselmeyi başarmış; Çin’e 3-1 yenilerek dünya ikinciliğiyle yetinmişti. O jenerasyon dünya şampiyonu olamasa da dört yıl sonra mutlu bir son bizi bekliyordu. 2011’de önce Avrupa şampiyonluğu elde edilirken, bu sefer ülkemizde düzenlenen Dünya Yıldız Kızlar Voleybol Turnuvası’nda mücadele edip, finalde de dört yıl önce olduğu gibi Çin ile karşılaştık ve sahadan 3-0’lık galibiyetle, yani dünya şampiyonu olarak ayrıldık. Kadın voleybolcularımızın başarısında üstyapı ve altyapının yanı sıra kulüplerin de etkisinden bahsetmemek olmaz. Son 20 yılda Türk takımları, Avrupa kupalarında neredeyse her sene final ya da yarı final oynuyor. Kadın voleybolundaki elişme sadece üstyapıda değil altyapıda da kendini österiyor 24 B+ SONBAHAR